SİTEMİZ İLE İSİM BENZERLİĞİ OLAN MESAJLAR ALIRSANIZ LÜTFEN İTİBAR ETMEYİNİZ, BİZİMLE ALAKASI YOKTUR. DOLANDIRICI SİTE OLDUĞU KESİNDİR LÜTFEN ŞİKAYET EDİNİZ. BİZ BİR FORUM SİTESİYİZ HİÇBİR ALAKAMIZ OLMADIĞINI BİLDİRİRİZ. WHATSAPP HATTIMIZA GELEN UYARILARA İSTİNADEN BU BİLDİRİMİ YAYINLAMAK ZORUNDA KALDIK.

Elinin içini kaşımak ne anlama gelir ?

Ilay

New member
ELİNİN İÇİNİ KAŞIMAK NE ANLAMA GELİR? BİR AVUÇ İÇİNDE BAŞLAYAN HİKÂYE

Geçenlerde eski bir arkadaşımın anlattığı bir olay aklıma takıldı. Belki sizin de başınıza gelmiştir: Hiçbir neden yokken avucunuzun içi kaşınmaya başlar. Birkaç saniye kaşıyıp geçmesini beklersiniz ama sonra aklınıza bir soru düşer: Acaba bunun bir anlamı mı var?

Arkadaşım Murat, yıllardır aynı mahallede esnaflık yapan, hesap kitap işlerinde oldukça dikkatli biriydi. Bir sabah dükkânını açmaya hazırlanırken sağ avucunun içinin kaşındığını fark etmiş. O sırada yanında bulunan annesi, gülümseyerek, “Hayırdır oğlum, elin kaşınıyorsa para gelecek demektir!” demiş.

Murat önce gülmüş, sonra da annesinin sözünü unutmamış. Öğleden sonra uzun zamandır beklediği bir müşterisi gelerek geçmişten kalan bir borcunu ödemiş. Akşam olduğunda Murat'ın aklında tek bir düşünce varmış: Acaba annesi haklı mıydı?

İşte hikâyemiz tam burada başlıyor. Çünkü bazen bedenimizde hissettiğimiz küçücük bir duyum, bizi çocukluğumuza, aile büyüklerimizin anlattığı inanışlara ve hatta geleceğe ilişkin beklentilerimize kadar götürebiliyor.

1. SAĞ AVUÇ PARA GETİRİR, SOL AVUÇ PARA GÖTÜRÜR MÜ?

Murat, ertesi gün dükkânına gelen çocukluk arkadaşı Elif'e bu olayı anlatmış. Elif, insan davranışlarını ve toplumsal alışkanlıkları merak eden, bir olayın yalnızca sonucuna değil, arkasındaki nedenlere de bakmayı seven biriydi.

“Peki,” demiş Elif, “sağ elin kaşındıktan sonra para geldi. Ya para gelmeseydi? O zaman da bu inanışa inanacak mıydın?”

Murat bir süre düşünmüş.

“Belki unuturdum,” diye cevap vermiş. “Ama para gelince aklımda kaldı.”

Elif gülümsemiş. “İşte insan zihninin ilginç tarafı bu. Beklentilerimizle örtüşen olayları daha kolay hatırlayabiliyoruz.”

Anadolu'da ve farklı toplumlarda sağ ve sol avuç kaşınmasıyla ilgili çeşitli inanışlar bulunur. Yaygın yorumlardan birine göre sağ avucun kaşınması para alınacağına, sol avucun kaşınması ise para çıkacağına işaret eder. Ancak bazı yörelerde bu yorumların tam tersi de anlatılır. Yani aynı bedensel belirti, farklı ailelerde ve kültürlerde farklı anlamlar taşıyabilir.

Burada asıl dikkat çekici nokta, insanların belirsizliği anlamlandırma isteğidir. Para kazanmak, borç ödemek, iş bulmak veya beklenmedik bir fırsatla karşılaşmak gibi olaylar hayatımızda önemli yer tutar. Avuç içindeki kaşıntı da bu beklentilerle birleştiğinde zihnimizde özel bir anlam kazanabilir.

Murat ise meseleyi daha farklı ele almış.

“Bundan sonra avucum kaşındığında para beklemek yerine kasayı kontrol edeceğim,” demiş. “Belki gerçekten tahsil etmem gereken bir alacak vardır.”

Elif kahkaha atmış. “Bak, batıl inancı iş planına dönüştürdün!”

Aslında bu küçük konuşmada iki farklı yaklaşım bir araya geliyordu. Murat, olaydan hareketle uygulanabilir bir çözüm geliştirmeye çalışıyordu. Elif ise yaşananların insanlar için neden anlamlı hâle geldiğini anlamaya odaklanıyordu. İkisinin yaklaşımı da aynı olayı daha geniş bir çerçevede değerlendirmelerine yardımcı oluyordu.

Peki siz ne düşünüyorsunuz? Avucunuzun içi kaşındıktan sonra gerçekten beklenmedik bir para aldığınız oldu mu, yoksa böyle olayları sonradan birbirine bağladığınızı mı düşünüyorsunuz?

2. BÜYÜKLERİMİZİN ANLATTIĞI İNANIŞLAR NEREDEN GELİYOR?

Murat'ın annesi Nermin Hanım, bu konuşmayı duyunca çocukluğundan bir anıyı paylaşmış.

“Bizim zamanımızda,” demiş, “büyüklerimiz bazı şeylerin işaret olduğuna inanırdı. Kuşun pencereye konması, kulağın çınlaması, gözün seğirmesi, avucun kaşınması… Her olayın bir yorumu vardı. Bazen korkardık, bazen de güzel bir haber beklerdik.”

Nermin Hanım'ın anlattıkları, geçmişte insanların dünyayı nasıl anlamlandırdığına dair küçük bir pencere açıyordu.

Bilimsel açıklamaların ve sağlık hizmetlerinin bugünkü kadar yaygın olmadığı dönemlerde insanlar, çevrelerinde olup bitenleri gözlemleyerek çeşitli yorumlar geliştirmişlerdi. Bu yorumlar aile içinde aktarılıyor, komşuluk ilişkileriyle yayılıyor ve zamanla kültürel alışkanlıklara dönüşüyordu.

Elbette avuç içi kaşınmasının para geleceğini haber verdiğini gösteren güvenilir bilimsel kanıt bulunmuyor. Ancak bu inanışların toplumsal açıdan hiçbir anlamı olmadığı da söylenemez.

Bir düşünün: Aile büyüklerinizin size anlattığı bazı sözler, bugün bile kendinizi güvende hissetmenizi sağlayabilir. Bir yakının “İyiye işaret, merak etme,” demesi, geleceği gerçekten bildiği anlamına gelmez. Fakat o cümlenin kişiye verdiği umut ve yakınlık duygusu gerçektir.

Nermin Hanım da tam olarak bunu anlatmaya çalışmış.

“Ben bunları söylerken oğlumun mutlaka para kazanacağını bildiğim için söylemiyorum,” demiş. “Bazen insanın yüzünü güldürecek bir şey söylemek istersin. Biz de bildiğimiz sözlerle birbirimizi teselli ederdik.”

Bu sözler Murat'ın düşüncesini değiştirmiş. Annesinin inanışını yalnızca doğru veya yanlış diye değerlendirmek yerine, o inanışın aile içindeki yerini de görmeye başlamış.

Geçmişten gelen her inanışı gerçek kabul etmek zorunda değiliz. Fakat onları küçümsemeden, hangi ihtiyaçtan doğduklarını anlamaya çalışabiliriz. Çünkü kültür yalnızca doğrulanmış bilgilerden değil, insanların ortak hatıralarından, korkularından, umutlarından ve birbirlerine aktardıkları deneyimlerden de oluşur.

3. AVUÇ İÇİNİN KAŞINMASININ BİLİMSEL AÇIKLAMASI NEDİR?

Hikâyemizin bu noktasında Murat'ın aklına başka bir soru gelmiş:

“İyi ama annemin söylediği kültürel bir inanışsa, avucum neden kaşındı? Bunun gerçek bir nedeni olmalı.”

Elif bu kez daha dikkatli cevap vermiş.

“Olabilir. Ama nedenini anlamak için ne zaman başladığına, ne kadar sürdüğüne ve başka belirtilerin olup olmadığına bakmak gerekir.”

Avuç içindeki kaşıntı, tıbbi açıdan tek başına belirli bir olayın gerçekleşeceğini göstermez. Çoğu zaman ciltteki tahriş veya kuruluk gibi günlük nedenlerle ortaya çıkabilir. Bununla birlikte, kaşıntının tekrarlaması ya da başka belirtilerle birlikte görülmesi farklı nedenlerin araştırılmasını gerektirebilir.

Avuç içi kaşıntısının olası nedenleri arasında şunlar bulunur:

• Cilt kuruluğu: Özellikle soğuk havalarda, sık el yıkandığında veya cilt nemini kaybettiğinde kaşıntı gelişebilir.

• Sabun ve temizlik ürünleri: Deterjanlar, dezenfektanlar, parfümlü ürünler ve bazı kimyasallar cildi tahriş edebilir.

• Kontakt dermatit: Cildin belirli bir maddeyle temas etmesine bağlı olarak kaşıntı, kızarıklık, kuruluk veya kabarcıklar görülebilir.

• El egzaması: Avuç içlerinde kızarıklık, çatlama, pullanma ve bazen küçük, kaşıntılı kabarcıklarla kendini gösterebilir.

• Alerjik reaksiyonlar: Bazı maddelerle temas, hassas kişilerde kaşıntıya neden olabilir.

Murat o gün dükkânın temizliği için yeni bir yüzey temizleyicisi kullandığını hatırlamış. Üstelik ellerini normalden daha sık yıkamış.

“Demek ki para gelmesinden önce bir de temizlik malzemesi meselesi varmış,” demiş.

Elif de gülerek, “Belki ikisi aynı gün yaşandı. Ama aynı gün yaşanmaları, birinin diğerine neden olduğu anlamına gelmiyor,” diye cevap vermiş.

Bu ayrım önemli. Bir olayın başka bir olaydan önce gerçekleşmesi, aralarında mutlaka bir neden-sonuç ilişkisi bulunduğunu göstermez. Avuç içi kaşındıktan sonra para kazanmak, bir haber almak veya bir misafirle karşılaşmak mümkün olabilir. Ancak bu olayların kaşıntı tarafından önceden haber verildiği sonucuna varmak için bilimsel bir dayanak yoktur.

Kaşıntı hafifse cildi tahriş eden ürünlerden kaçınmak, ılık su kullanmak ve parfümsüz bir nemlendirici uygulamak yardımcı olabilir. Belirti devam ederse, sık tekrarlarsa, şiddetlenirse veya döküntü ve çatlaklar eşlik ederse bir sağlık uzmanına danışmak uygun olur.

Özellikle avuç içi kaşıntısına yaygın kurdeşen, dudak veya dilde şişme ya da nefes almada güçlük eşlik ederse acil tıbbi yardım alınmalıdır.

4. KADINLARIN VE ERKEKLERİN FARKLI YORUMLARI MI VAR?

Murat ile Elif'in konuşması kısa sürede dükkândaki diğer insanların da ilgisini çekmiş. Yan masada oturan emekli öğretmen Cemil Bey, “Eskiden erkekler böyle şeylere pek inanmazdı, kadınlar arasında daha çok konuşulurdu,” demiş.

Elif bu yoruma hemen karşı çıkmamış ama bir soru sormuş:

“Acaba erkekler daha az mı inanıyordu, yoksa bu tür inanışları dile getirmeleri mi daha az kabul görüyordu?”

Cemil Bey düşünmüş. Murat da sohbete katılmış.

“Benim babam rüya yorumlarına inanmazdı ama önemli bir karar öncesinde mutlaka aile büyüklerine danışırdı. Annem ise böyle inanışları severdi ama parasını yönetirken son derece hesaplı davranırdı.”

Bu örnek, insanları yalnızca cinsiyetlerine göre sınıflandırmanın ne kadar yanıltıcı olabileceğini gösteriyordu.
 
Üst