SİTEMİZ İLE İSİM BENZERLİĞİ OLAN MESAJLAR ALIRSANIZ LÜTFEN İTİBAR ETMEYİNİZ, BİZİMLE ALAKASI YOKTUR. DOLANDIRICI SİTE OLDUĞU KESİNDİR LÜTFEN ŞİKAYET EDİNİZ. BİZ BİR FORUM SİTESİYİZ HİÇBİR ALAKAMIZ OLMADIĞINI BİLDİRİRİZ. WHATSAPP HATTIMIZA GELEN UYARILARA İSTİNADEN BU BİLDİRİMİ YAYINLAMAK ZORUNDA KALDIK.

Eskiden bozuk paraya ne denirdi ?

Emre

New member
Eskiden Bozuk Paraya Ne Denirdi? “Mangır”dan “Pul”a Uzanan İlginç Para Hikâyesi

Günümüzde cebimizdeki 1 liralık, 50 kuruşluk ya da daha küçük madeni paralara “bozuk para” deyip geçiyoruz. Peki bundan birkaç yüz yıl önce insanlar küçük değerli madeni paralardan söz ederken hangi kelimeleri kullanıyordu? Ben bu konuyu araştırırken özellikle “mangır” kelimesinin karşıma çıkmasını oldukça ilginç buldum. Çünkü bugün günlük dilde neredeyse unutulmuş olan bu kelime, Osmanlı para sisteminde belirli bir madeni parayı ifade ediyordu.

Üstelik mesele yalnızca “bozuk paranın eski adı neydi?” sorusundan ibaret değil. Mangır, pul, fels, akçe ve para gibi kelimeler farklı dönemlerde farklı anlamlara sahipti. Dolayısıyla bunların hepsini doğrudan “eski bozuk para” diye eşitlemek tarihsel açıdan doğru olmaz.

Konuyu biraz açınca para tarihinin aslında ekonomi kadar gündelik hayat, alışveriş alışkanlıkları, devlet politikaları ve toplumsal deneyimlerle de bağlantılı olduğunu görüyoruz. Forumda özellikle şu soruyu tartışmaya değer buluyorum: Bugün “bozuk para” dediğimiz kavramın geçmişteki karşılığı gerçekten tek bir kelime miydi, yoksa dönemine göre değişen birden fazla isim mi vardı?

Eskiden Bozuk Paraya En Çok Hangi İsim Veriliyordu?

Osmanlı dönemi açısından sorunun en doğrudan cevabı “mangır”dır.

TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre mangır, Osmanlılar'da kullanılan bakır paradır. Kaynaklarda “mangur”, “mankur” ve “mankır” gibi farklı yazılışlarına da rastlanır. Halk arasında ise “pul” adıyla da anılmıştır. TDV İslâm Ansiklopedisi+1

Burada önemli bir ayrıntı var: Mangır sadece genel anlamda “küçük para” demek değildi. Esas olarak bakırdan basılan ve küçük ödemelerde kullanılan bir sikke türüydü.

Bu nedenle:

Bozuk para → modern genel kavram

Mangır → Osmanlı döneminde kullanılan bakır sikke

şeklinde düşünmek daha doğru olur.

Örneğin Osmanlı para sisteminde gümüş akçe ile bakır mangır aynı şey değildi. TDV İslâm Ansiklopedisi, Fâtih Sultan Mehmed dönemine kadar Osmanlıların temel olarak gümüş ve bakırdan sikke bastığını; gümüş olanların akçe, bakır olanların ise mangır olduğunu belirtiyor. Mangır daha çok küçük alışverişlerde kullanılırken akçe esas ödeme araçlarından biriydi. TDV İslâm Ansiklopedisi

Mangırın Değeri Ne Kadardı?

İşin ilginç taraflarından biri de mangırın değerinin sabit olmaması.

Fâtih Sultan Mehmed döneminde Bursa Darphânesi'nde 1 dirhemden yaklaşık 3 mangır basıldığı ve farklı büyüklüklerde mangırların tedavülde bulunduğu aktarılıyor. Büyük boy mangırlardan 8 tanesi 1 akçeye, daha küçüklerden ise 24 tanesi 1 akçeye denk gelebiliyordu. TDV İslâm Ansiklopedisi+1

Bu rakamlar bize çok önemli bir şeyi gösteriyor: “Mangır” dediğimiz şey her dönemde aynı ağırlığa veya aynı satın alma gücüne sahip değildi.

Başka bir deyişle, bugün “50 kuruş” dediğimizde belirli bir nominal değeri ifade ediyoruz. Osmanlı'da ise mangırın değeri dönem, ağırlık ve para sistemindeki değişikliklere göre farklılaşabiliyordu.

Dolayısıyla “1 mangır bugün kaç kuruş eder?” şeklindeki bir karşılaştırma da tarihsel açıdan oldukça problemli olur. Nominal para birimini günümüz Türk lirasına doğrudan çevirmek, o dönemin mal ve hizmet fiyatlarını, gümüşün değerini, ücretleri ve enflasyonu hesaba katmadığı için yanıltıcı olabilir.

“Pul” da Bozuk Para Anlamına mı Geliyordu?

Evet, fakat burada da dikkatli olmak gerekiyor.

Mangırın halk dilinde “pul” olarak kullanıldığına dair tarihî kaynaklar var. TDV'ye göre bakır paranın iltizama alınarak basılması ve dağıtılması işine “pulculuk”, bunu dağıtan kişiye ise “pul sarrafı” deniliyordu. Ayrıca bakır paranın çoğunlukla yerel tedavül amacı taşıdığı görülüyor. TDV İslâm Ansiklopedisi

Bu nedenle eski metinlerde “pul” kelimesine rastlandığında bunun bugünkü anlamıyla yalnızca kâğıt parçası veya pul anlamına geldiğini düşünmek yanlış olabilir.

Dil açısından da bu oldukça ilginç. Bugün “pul” kelimesini öncelikle posta pulu ile ilişkilendiriyoruz. Oysa tarihsel bağlamda küçük değerli bakır para için de kullanılmış.

Burada forum açısından güzel bir tartışma konusu ortaya çıkıyor:

Bir kelimenin ekonomik anlamı zaman içinde tamamen değişebilir mi?

Bence “pul” bunun oldukça iyi örneklerinden biri.

Mangır, Fels ve Akçe Aynı Şey Miydi?

Hayır.

Bu kelimeleri birbirinden ayırmak gerekiyor.

Akçe: Osmanlı'nın ilk gümüş para birimiydi. TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre akçe başlangıçta gümüş sikkeyi ifade ederken XV. yüzyıldan itibaren daha genel biçimde “para” anlamında da kullanılmaya başladı. TDV İslâm Ansiklopedisi

Mangır: Osmanlı bakır sikkesiydi ve özellikle küçük ödemelerde kullanılıyordu. TDV İslâm Ansiklopedisi

Fels: İslâm dünyasında özellikle bakır para için kullanılan daha eski bir terimdi. Osmanlı para tarihi içerisinde “fülûs” biçimiyle de karşılaşılır. Darphâne kaynaklarında küçük alışverişlerde kullanılan para olarak tanımlanır. TDV İslâm Ansiklopedisi

Para: Zamanla Osmanlı para sisteminde ayrı bir hesap ve para birimi haline geldi. XVII. yüzyılın sonlarında yapılan düzenlemeyle 1 para = 3 akçe, 1 kuruş = 40 para ilişkisi oluşturuldu. TDV İslâm Ansiklopedisi

Dolayısıyla “eskiden bozuk paraya ne denirdi?” sorusunun tek kelimelik cevabı vermek gerekirse mangır öne çıkar; ancak tarihsel olarak “pul”, “fels/fülûs” gibi başka terimlerle de karşılaşmak mümkündür.

Erkeklerin ve Kadınların Bakış Açısı: Gerçekten Bir Fark Var mı?

Bu başlıkta özellikle dikkat edilmesi gereken nokta şu: Para tarihini “erkekler rakamlara bakar, kadınlar duygulara bakar” şeklinde açıklamak bilimsel olmaz. Cinsiyet üzerinden böyle kesin bir ayrım yapmak, hem bireysel farklılıkları hem de tarihsel koşulları göz ardı eder.

Bunun yerine, aynı para sisteminin farklı deneyimler üzerinden nasıl okunabileceğini karşılaştırmak daha anlamlı.

Örneğin ekonomik tarih çalışan bir araştırmacı, mangırı değerlendirirken öncelikle ağırlığına, metaline, nominal değerine ve hangi dönemde ne kadar üretildiğine bakabilir. Bu yaklaşımda sayılar oldukça önemlidir.

Fakat gündelik hayat açısından bakıldığında başka sorular ortaya çıkar:

Bir pazarda küçük alışveriş yapan kişinin elinde kaç mangır bulunuyordu?

Bir esnaf müşteriden hangi parayı kabul ediyordu?

Bakır paranın değerinin değiştirilmesi alışveriş yapan insanları nasıl etkiliyordu?

Bir kadın ev bütçesini yönetiyorsa, küçük değerli paraların tedavülden kaldırılması veya değerinin değişmesi günlük alışverişlerini nasıl etkileyebilirdi?

Burada mesele “kadınlar duygusal, erkekler objektif” gibi basit bir ayrım değil. Toplumsal roller ve ekonomik deneyimler farklı insanlara paranın farklı yönlerini gösterebilir.

Bir tarihçi veya nümismat için 1,60 gramlık bir mangırın teknik özellikleri önemli olabilir. Pazarda günlük alışveriş yapan biri içinse aynı paranın ekmek, sebze veya başka bir ihtiyacın karşılanmasında ne kadar işe yaradığı daha anlamlı olabilir.

İki yaklaşım birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcısıdır.

Kadınların Ekonomik Deneyimini Sadece “Duygusal” Diye Tanımlamak Neden Yetersiz?
 
Üst